Haber

İklim değişikliği bir işçi hakları sorunudur


Doğanın kapitalist sömürüsü küresel ısınmayı artırır ve iklim değişikliğini canlı yaşamının aleyhine hızlandırırken, bu yaz birçok bölgede artan hava sıcaklıkları en çok dışarıda çalışan işçileri vuruyor. Inthesetimes.com’daki “Sıcak Dalgası, iklim değişikliğinin bir işçi hakları sorunu olduğunu gösteriyor” başlıklı makalesinde Mindy Isser, ABD’deki işçilerin bu konudaki durumu ve mücadelesi hakkında bilgiler veriyor.

Isser’in yazısı şöyle:

“Kuzeybatı Pasifik’teki tarihi sıcaklık dalgaları ve başka yerlerdeki aşırı sıcaklık uyarıları ve gözlemlerin ardından haziran ayının sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nin her yerinde sıcaklıklar yükseldi.

Sıcaklık sadece rahatsız edici değil, Ölüm Vadisi Kaliforniya ve Britanya Kolumbiyası’nda 48 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklarla çökmekte olan yollar ve eriyen köprülerle birlikte ölümcül de.

Bu ülkedeki 100 milyon bilgisayar işçisinin kapalı alanlarda daha güvenli çalışabilmesi daha olasıyken, diğer acil ve gerekli işler havanın şiddeti ne olursa olsun dışarıda devam ediyor.

İşçi sınıfının tamamı iklim değişikliğinden etkileniyor (veya etkilenecek), ancak klimaya kaçamayan ve çevre krizinin ön saflarında yer alanlar; tarım işçileri, mektup taşıyıcıları, inşaat işçileri, temizlik işçileri ve diğer dış mekan işçileridir.

Bu, iklim değişikliğine karşı mücadelenin sadece çevreciler için olmadığını netleştiriyor: Artan sıcaklıklar bir işyeri güvenliği sorunudur.

Buna bağlı olarak, iklim aktivistleri arasında işçi hakları ile iklimin geleceğinin ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğu konusunda artan bir farkındalık var. Bu iki varoluşsal meseleyi birbirine bağlamaya devam etmek, hepimizin güvenli ve onurlu bir şekilde çalışabileceği yaşanabilir bir dünya için en iyi şansımızdır.

1992 ve 2017 yılları arasında, ABD’de en az 815 işçi, ısı stresi* yaralanmalarından öldü ve 70 binden fazla kişi yaralandı. Aşırı sıcaklık nedeniyle yaralanan veya ölen işçi sayısının, İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresine (OSHA) bildirilenden çok daha yüksek olması muhtemeldir. Dışarıda çalışan birçok işçi -özellikle tarım işçileri ve inşaat işçileri- belgesiz veya başka şekilde savunmasız ve güvencesizdir ve hastalıkları OSHA’ya bildirmeyi bilmiyor olabilirler. Ve elbette, işverenlerinin ısıyla ilgili bir ölümü yanlış sınıflandırması muhtemeldir. Sıcaklıklar yıldan yıla artmaya devam ettikçe, ısı stresi yaralanmalarının ve ölümlerinin sayısının da artacağını tahmin edebiliriz.

‘TAMAMEN ÖNLENEBİLİR’ ÖLÜMLER

29 Haziran’da Birleşik Çiftlik İşçileri (UFW), sıcak hava dalgasına bağlı hastalık ve ölüm raporlarını “Tamamen önlenebilir” olarak nitelendirerek Washington Valisi Jay Inslee ve Oregon Valisi Kate Brown’a (Washington ve Oregon’da sıcak hava dalgası başladığından beri en az 63 kişi öldü) acil durum ısı standartları yayımlayarak çiftlik işçilerini korumaları çağrısında bulundu. Mükemmel havalarda bile çiftlik işçilerinden, fiziksel olarak çok düşük ücretler karşılığında ve hiçbir sosyal yardım almadan emek talep ediliyor. Ve 2008’deki Hastalık Kontrol Merkezleri verilerine göre, tarım işçileri zaten diğer sivil işçilerin 20 katı oranında sıcaktan ölüyorlardı. Şimdi Kuzeybatı Pasifik’te sıcaklıklar 38 derecenin üzerine çıktı ve 26 Haziran’da Oregon’da bir çiftlik işçisi sıcaktan öldü. UFW haklı olarak işçiler için ısı korumasını “Bir ölüm kalım meselesi” olarak adlandırıyor.

Tarım işçileri iklim değişikliğinin etkilerine karşı en savunmasızlar arasında olsa da, değişen çevremizde güvenlik için örgütlenen tek işçiler onlar değil. Amerika İletişim İşçileri (CWA) üyesi bir işçi, 2011 yılında bir müşteriye 38 derece sıcaklıkta telefon hizmeti kurduktan sonra ölünce, sendika ısı stresi işyeri standartları üzerine müzakere etmeye başladı. Siyasi, kâr amacı gütmeyen ve kampanya çalışanlarını temsil eden bir Uluslararası Ressamlar ve Müttefik Esnaf Sendikasının Kuzeybatı Pasifik’teki yerel şubesi, birden fazla orman yangını nedeniyle art arda gelen dumanlı yazların sonrasında, Ocak 2021’de imzalanan en son toplu iş sözleşmesinde kanvasçıları korumak için ısı ve duman güvenliği mücadelesi verdi.

Asıl olarak içeride çalışanlar bile bu konu etrafında örgütlenmeye başladılar. New York kentindeki kütüphane çalışanları, 2015-2020 sözleşmelerinde, “Aşırı sıcaklıklarda kütüphanede çalışma” başlıklı bir madde ile, binaların her katında bir sıcaklık ve nem göstergesi ile 29 derece ve yüzde 44 nemin üzerindeki havalarda çalışmaya devam edecek personel için telafi çalışması talep eden bir madde için pazarlık yaptılar.

AMAZON’DA SICAKTAN BAYILAN İŞÇİLER

Binalar, onları güçlendirmek için hiçbir federal yatırım yapılmadan yaşlandıkça ve yazlar daha ve daha sıcak hale geldikçe, elektrik şebekeleri üzerinde daha fazla baskı olacak ve bu da potansiyel olarak elektrik kesintilerine neden olacaktır. Bilgisayar çalışanlarının bile klimasız ve tehlikeli koşullarda çalışmasını bekleyebiliriz.

Dünyanın en zengin adamı tarafından yönetilen Amazon, şirket mevcut sıcak hava dalgasıyla başa çıkmak için donanımlı olmadığı için Washington’daki depo çalışanlarını 32 dereceye yakın sıcaklıkta çalışmaya zorladı. (Bu, Amazon’un çalışanlarının sıcakta acı çekmesine ilk kez izin vermesi değil -birden fazla işçi ısıyla ilgili nedenlerden dolayı bayılmıştı.)

YASAL DÜZENLEME GİRİŞİMLERİ

Temsilciler Meclisi ve Senatodaki Demokratlar, OSHA’nın işçileri aşırı sıcaklıklarda korumak için standartlar oluşturmasını ve uygulamasını zorunlu kılan yasalar sundu. (Şu anda OSHA’nın yüksek ısılı ortamlarda çalışma konusunda belirli bir standardı yok.) “Asunción Valdivia” Isı Hastalığı ve Ölümleri Önleme Yasası başlıklı yasa adını, 2004’te 40 derece sıcaklıkta 10 saat boyunca üzüm topladıktan sonra ölen 53 yaşındaki bir çiftlik işçisinden alıyor. Yasa, OSHA’nın serin alanlarda ücretli molalar, suya erişim, sıcakta zaman sınırlaması ve sıcaktan kaynaklanan hastalıklara acil müdahale gibi önlemler almasını gerektirecek. Ayrıca işverenlerden, aşırı sıcakta çalışmanın potansiyel risk faktörlerini nasıl tanıyacakları ve semptomlar ortaya çıkarsa onlara nasıl tepki verecekleri konusunda çalışanlara eğitim vermelerini isteyecek.

Bu mevzuat önemli ve zamanında olmasına rağmen, bu ülkedeki çoğu işçi, işyerinde kendilerini güvenli bir şekilde savunma konusunda gerçek bir yeterlilikten yoksun. Geri kalmış iş yasalarımız sağ olsun, sendikalara destek çoğunlukta olmasına rağmen, sendikalaşma oranı ülke genelinde yüzde 11 civarında seyrediyor. İşçiler kendi sağlık ve güvenliklerinden sorumlu olmak istiyorlarsa, işçilere misilleme korkusu olmadan sendikalaşma olanağı sağlayacak Örgütlenme Hakkının Korunması (PRO) Yasası’nı geçirmemiz zorunludur. (Açıklama: Bu yazar, PRO Yasası’nı geçirmek için örgütlenmeye dahil olmuştur.)

Sendikalı işyerleri sendikasız işyerlerinden daha güvenlidir: Sendika üyelerinin, bir sağlık ve güvenlik ihlali için bir teftiş görme olasılıkları yüzde 30 daha fazladır, çünkü sendikalı işçilerin haklarını bilme ve onlar için mücadele etme kapasiteleri daha yüksektir. (Sendikalı işyerlerinde, yalnızca işyerinin güvenliğini sağlamak için var olan sağlık ve güvenlik komitelerinin olması çok daha olasıdır.)

Ve tabii ki sendikalar, sevgili ve unutulmaz İşçi Lideri Tony Mazzocchi’nin önderliği sayesinde, OSHA’ya bile sahip olmamızın nedenidir.

İKLİM KONUSUNDA GERÇEK BİR UMUT İÇİN SINIF HAREKETİ

Uzun zamandır işçilere karşı ya da onların kötü durumuna kayıtsız olarak görülen çevreciler, güçlü bir işçi sınıfı hareketi olmadan iklim değişikliğiyle mücadele için gerçek bir umut olmadığını anlamaya başladılar. Ve Biden’ın derinden hayal kırıklığı yaratan altyapı düzenlemesiyle, iklim değişikliğiyle mücadele için çok daha agresif bir plan için milyonlarca dolarlık bir temele ihtiyacımız olacak.

Bu yüzden Amerika Demokratik Sosyalistlerinin Yeşil Yeni Anlaşma Kampanyası Komitesi, PRO Yasası’nın geçişi için bastırmaya başladı. Sendikalar sadece üyelerinin işyerinde sağlık ve güvenliğini korumakla kalmaz, sıradan insanları hem iş başında hem de dışında onurlu bir yaşam için mücadele edecek beceri ve araçlara sahip siyasi aktörlere dönüştürme becerisine sahiptirler.

İşçiler, işyerinde ve evde iklim değişikliğinin artan etkilerini hissettikçe, sağlık ve güvenlikleri için işverenleriyle mücadele etmeleri ve ayrıca sıcaklıkların dramatik olarak yükselmesine neden olan politikacılar ve fosil yakıt yöneticileriyle savaşmaları gerekecek.” (DIŞ HABERLER)

* Isı stresi aşırı sıcak bir ortamda vücudun ısısını sabit tutmak için gösterdiği çaba olarak tanımlanıyor. Vücut ısısının olması gereken seviyenin üstünde seyretmesi durumunda kalp damar sisteminin yorularak kişilerde sıcak çarpması, sıcak bitkinliği, sıcak döküntüleri ve ısı kramplarına neden olabiliyor ve bazı hayati organların durmasına yol açabiliyor.

(Kaynak: İklim Haber)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al Takipçi kasma hilesi Ücretsiz Video İndir porno izle takipçi satın al tarot fal baktır