Haber

Kanal İstanbul’un değil depreme dayanıklı konutların temelini atın


Nazife YAŞAR
İstanbul

Kanal İstanbul, 2011 yılında, Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Çılgın Proje’ olarak tanıtmasından bu yana kamuoyunun gündeminde. Bilim insanları Kanal İstanbul projesinin İstanbul’un sonu olacağını söylerken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul ısrarını sürdürüyor. Erdoğan, konuyla ilgili en son konuşmasında “Kanal İstanbul’a başlıyoruz, yapacağız. Kanal İstanbul’un iki yakasında kurulacak 500 bin nüfuslu şehir, İstanbul’un depreme hazırlık sürecini hızlandıracak” demişti.

Cumhurbaşkanın bu kadar ısrarlı olduğu proje konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un farklı düşünmesi beklenemez. Kanal İstanbul projesinin temelinin yaz aylarında atılacağını, bakanlık olarak tüm planlamaları yaptıklarını söyleyen Kurum, “Kanal İstanbul’un İstanbul’da depremi tetiklemeyeceğini, su kaynaklarına zarar vermeyeceğini” de iddia etti.

Gerçekten öyle mi? Jeofizik Mühendisi, Deprem Bilimci Dr. Savaş Karabulut’a sorduk.

‘KANAL İSTANBUL YERİNE DEPREME HAZIRLIKTA ISRAR EDİLMELİ’

İstanbul için beklenen depremin büyük bir afete dönüşmeyeceğini söylemenin bilimsellikten uzak bir görüş olacağını söyleyen Dr. Savaş Karabulut, “Çünkü yakın bir zaman sonra meydana gelecek depreme hâlâ tam olarak hazır değiliz. Eğer hazır olduğumuz iddia ediliyorsa; siyasi iktidarın ve yerel yönetimlerin kamuoyu karşısına çıkıp “İstanbul depreme hazır” açıklamasını yapması gerekirdi” dedi. Marmara Denizi içinde birden çok, 7’den büyük depremin meydana geleceği, bu depremlerin birkaç ay süreyle ardı ardına oluşabileceklerinin tahmin edildiğini belirten Karabulut, Kanal İstanbul gibi mega projelerde ısrar edilmesi yerine Kanala ayrılacak bütçenin, depreme hazırlık için kullanılmasında ısrar edilmesi gerektiğini belirtti.

Kanal İstanbul projesinin depreme doğrudan ve dolaylı iki etkisinin olacağını belirten Karabulut, “Dolaylı etkisi ekonomik kriz koşullarında Kanal’ın önceliğinin olmaması ve depreme hâlâ hazırlıklı hale getirilmeyen kentler için bütçenin kullanılmasının öncelikli olması” dedi. Karabulut, bütçesi en az 15 milyar dolar olarak duyurulan Kanal İstanbul projesini uygulamak yerine, bu bütçe deprem için kullanıldığında İstanbul’da en az 6 milyon kişi için yaklaşık 150 bin bina ve 1.5 milyon dairenin yapılabileceğini söyledi. Karabulut, Kanal’ın depreme bağlı doğrudan ikinci etkisini ise meydana gelecek depreme bağlı gelişecek mühendislik problemleri ve afete müdahalede yaşanacak gecikmeler olarak sıraladı.

‘KANAL, FAYLARI AKTİF HALE GETİREBİLİR’

Kanal İstanbul projesi uygulandığında en az 2.5 milyar metreküp hafriyat toprağının çıkacağını belirten Karabulut şunları söyledi: “Bu kütlenin ağırlığı yaklaşık 6 milyar ton. Projenin uygulama alanı 9 milyon metrekare. Öncelikle, kaldırılan bu kütlenin yer içine uyguladığı bir gerilme düzeyi bulunuyor. Bu kütlenin kaldırılmasıyla yer yüzeyinden 0.06 bar değerinde bir yük kaldırılmış ve yerin iç gerilme düzeyi değiştirilmiş olacak. Bu değişimin bir depremi tetiklemeyeceği hesaplanmamış. Ayrıca Karadeniz ve Marmara Denizi’nin suları bu hendeğe geldiğinde yeni bir basınç düzeyi gelişecek. Bunun daha net ifadesi, depreme neden olan yerin içindeki gerilme birikimine bir dış/yapay müdahalenin yapılmış olmasıdır. Barajların gövdesine dolan suların yarattığı ve barajların tetiklediği deprem olarak isimlendirdiğimiz deprem (Bölgenin gerilme düzeyine bağlı olarak orta büyüklükte deprem üretebilir) aktivitesinin gelişmesidir. Proje güzergahı üzerinde bulunan ve Kuzey Anadolu fayını dik kesen Küçükçekmece Gölü fayının 2016 yılında yapılan bir çalışmada aktif olduğunun belirlenmesi ve yıllık 5 milimlik bir yer değiştirme olduğu düşünüldüğünde (ÇED raporunda 5 büyüklüğünde deprem üreteceği belirtilmiştir), Avcılar, Esenyurt, Küçükçekmece ve Başakşehir ilçelerinin içinden geçen fay aktif hale gelebilir. Deprem nedeniyle Küçükçekmece kıyılarında meydana gelecek tsunami dalga boylarının kanal çevresindeki yerleşim alanlarında, köprülerde yaratacağı tahribata su basmasına neden olabilir.

Kanalın kazılması esnasında zemin özelliklerine göre fazla kayma, heyelan ve göçmelerin yaşanabileceğini belirten Karabulut, “Depremde afet müdahale ve tahliye yolları için seçilen E-5 Avcılar-Küçükçekmece ve Gölün kuzeyindeki Bahçeşehir-Başakşehir bağlantı yolunun kullanılamaz hale gelebileceğinin düşünülmesi gerektiğini belirtti.

VERGİSİZ, FAİZSİZ, KARŞILIKSIZ OLARAK GÜVENLİ KONUTLAR YAPILMALI

“Bugün kent emekçilerinin ihtiyacı olan, depreme dayanıklı yapılar ve afet müdahalesinin gerçekleştirilmesidir” diyen Karabulut “Eğer kamunun bu projeyi uygulamak gibi bir bütçesi varsa, bu bütçeyi vergisiz, faizsiz, karşılıksız olarak kent emekçilerine güvenli konutlar yapmak için kullanmasının en doğru bilimsel yaklaşım olduğunu ısrarla söylemeye devam edeceğim” dedi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
mobil uygulama geliştirme firmaları erkek giyim fethiye escort çanakkale escort smm panel instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al