Haber

ODTÜ öğrencileri: Kusura bakıyoruz – Evrensel


Sıla ALTUN

ODTÜ

Haziran sonunda yapılan Kabine toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Temmuz itibariyle sokağa çıkma yasaklarının kaldırıldığını ilan ederken, saat gece 12’den sonra mekanlarda canlı müziğe sınırlama getirileceğini belirtmişti. Bunu da “Kimse kusura bakmasın” sözleriyle ifade etmişti. Sonraki süreçte ise müzik emekçileri başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinden insanlar     #KusuraBakıyoruz hashtag’iyle sosyal medyada kabine toplantısının bu kararını protesto etmişti.

Aynı dönem ODTÜ’de de ODTÜ Müzik Toplulukları “Kusura bakıyoruz. Kabul Etmiyoruz!” başlıklı bir açıklama yayınladı. Müzik Toplulukları daha sonrasındaki süreçte ise müzik kısıtlamasının başladığı 1 Temmuz’u 2 Temmuz’a bağlayan gece ODTÜ öğrencilerini topluluklarının barakası önüne çağırdı. 23.59’da Müzik Toplulukları’ndaki öğrencilerin canlı müzik yapmalarıyla başladı. Biz de ODTÜ Müzik Toplulukları’ndan arkadaşımız Eren ile gerçekleşen protesto hakkında konuştuk.

“MÜZİK YASAĞININ PANDEMİYLE İLİŞKİSİNİ ÇÖZEMEDİK”

Erdoğan’ın kabine toplantısından sonra açıkladığı müzik kısıtlaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Öncelikle müzik yasağının pandemiyle olan ilişkisini çözemedik. Açıkçası, pandemiyi bahane ederek kendi fikirlerini gerçekleştirerek insanları daha fazla nasıl baskı altında tutup ruhsuzlaştırabiliriz diye düşündüklerini düşünmüştüm. Buna benzer bir şekilde alkol yasağının da pandemiyle bir alakası yoktu. Ancak bunlar olurken birçok kongre düzenlendi ve bilim kurulu açıktan söylemese bile bu kongrelerin pandemiyi daha tehlikeli kılabileceğini belirtti. Kongrelerin yanında tiyatrolar, konserler, sinemalar çok daha masum kalıyor. Pandeminin zaten sıkıntılı yönetildiğini biliyoruz. Müzik emekçilerinin durumunun da oldukça kötüleştiğini de gördük. Birçok müzisyen kendi enstrümanlarını satmak zorunda kaldı, yine birçoğu intihar etti. Hiçbir dayanakları ya da ödenekleri yoktu. Bu kararla birlikte daha ne kadar kötü olabilir diye düşündük. İlk elden toplulukla kendi aramızda bir toplantı aldık. Bu hukuksuz ve özgürlük kısıtlayıcı kararı konuştuktan sonra bir açıklama yayınlamaya karar verdik.

Peki “Kusura Bakıyoruz” protestonun örgütlenme sürecinden birazcık bahsedebilir misin?

Topluluk olarak açıklama yaptıktan sonra profesyonel olarak müzik yapamasak da böyle bir protestonun anlamlı olacağını düşündük. Bu şekilde sesimizi çıkartmak istedik. Başlangıçta çeşitli müzik topluluklarıyla ve tanıdığımız diğer topluluklarla konuştuk. Daha sonrasında devrimde yapabiliriz diye düşünmüştük ancak altyapı sorunlarından kaynaklı topluluk barakasının önüne çekmeye kadar verdik. Protesto sırasında yapacağımız canlı müziğe neredeyse hiç hazır değildik. O gün erkenden okula gidip çalışmak zorunda kaldık. Ancak bu çalışmayla böyle bir sonucun çıkması bizi açıkçası mutlu etti. Protesto çok kalabalık geçti ve insanların mutlu olduklarını gördük. İki senedir okulda doğru düzgün yüz yüze gelemiyoruz ve okulda yapılan çocuk istismarına karşı olan protesto ya da 1 Temmuz’da İstanbul Sözleşmesi için buluşma gibi bu eylem de insanların pandeminin yasaklarını unutturacak nitelikte oldu. İnsanlara sesimizi duyurabildiysek ne mutlu bize diye düşündük.

Protesto sırasında herhangi bir engelle karşılaştınız mı?

Açıkçası polis ya da okulun kendisinin eylemi engelleyebileceğini düşünüyorduk. Böyle düşünmek de oldukça can sıkıcı çünkü diğer üniversitelerle birlikte ODTÜ’de de iktidarın ve rektörlüğün öğrenciler üzerindeki baskısı yoğunlaşmış durumda. Herhangi bir meseleye karşı ses çıkartırken insanlar iki kez düşünmek zorunda kalıyor. Ancak herhangi bir saldırıyla karşılaşmadık ve müziğimizi ve sesimizi duyurabilmek çok güzel oldu. Bu protestonun müzik emekçilerine de moral olduğunu düşünüyorum.

“EYLEM SÜRECİ CESARET VERDİ”

“Kusura Bakmayın” protestosu sence protestoya gelen öğrencilerde nasıl bir etki bıraktı?

Kampüse ilk geçtiğimizde iki ekip şeklinde çalışıyorduk. Ben eşya taşıyan ekipteydim. Barakanın önüne eşyaları taşırken insanların çoktan barakanın önündeki çimlerde toplanmaya başladığını gördüm. Beklediğimden çok daha kalabalıktı. Protesto öncesi ve sonrası, ODTÜ’deki öğrencilerden, topluluklardan ve daha önce MT ile ilişkisi olan müzisyenlerden çokça destek geldi. Cidden ses duyurabiliyoruz galiba. Bunun yanı sıra protesto sırasında insanların müziğe aç olduğunu hissettim. Bitirmekte de çok zorlandık. O sırada herkes herkes tamam olsa sonsuza kadar müzik yapabilirmişiz gibi geldi. Bir yandan bu yasağı protesto ederken bir yandan da online eğitimden, pandemi yasaklarından sıkılmış olan bizler birlikte eğlendik.

Bu eylemde engelle karşılaşmamamızın ve kitlesel bir eylem olmasının insanların anayasal hakları olan toplanma ve gösteri haklarını kullanırken daha az endişe duymalarına neden olabileceğini düşünüyorum. Dediğim gibi insanlar anayasal haklarını kullanırken bile en ufak bir şeyde göz altına alınabilir miyim korkusu yaşıyor. Ancak ODTÜ içinde sorunsuz bir eylem gerçekleştirebilmemiz insanları cesaretlendirmiş olabilir diye düşünüyorum. Bu sayede sesini çıkartmaktan korkmayan insan sayısının artacağını düşünüyorum.

Son olarak Genç Hayat okurlarına ya da ODTÜ’deki öğrencilere söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Bu işlerde çok iyi değilim ama o günkü destek için gelen gelemeyen ya da en azından bu protestonun güzel bir olay olduğunu düşünenlere kendi adıma ve ODTÜ Müzik Toplulukları adına teşekkür ederim. Müzikle kalın.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al Takipçi kasma hilesi Ücretsiz Video İndir porno izle takipçi satın al tarot fal baktır