Haber

Orhan Kemal anılıyor: Halk için halkla birlikte yaşadı


Kadir İNCESU

Toplumcu gerçekçi edebiyatımızın unutulmaz ismi Orhan Kemal aramızdan ayrılalı 51 yıl oldu. Yaşamını yazarak geçiren Orhan Kemal öykü ve romanlarında işçileri ve emekçileri anlattı.  “…Kalemimden başka hiçbir geçim imkanım yok. Ama kalemimi hiç mi hiç ‘daha iyi geçim için’ araç olarak kullanmadım, satmadım… Sanat çabalarım, yeniyi, doğruyu, ileriyi bulmak, kendimi aşmak içindir. Halka dönük, halktan yana bir yazarım,” sözlerinde ifade ettiği gibi… Orhan Kemal’in yazın anlayışı üzerine, oğlu Işık Öğütçü ile konuştuk.

Orhan Kemal’in yaşamını, “yazmak” üzerine kurduğunu görüyoruz. Başka bir işi yok. Bu durum Orhan Kemal’in yazın yaşamını nasıl etkilemiştir?

Yazar olmuştur. Kendisi de şöyle ifade eder, “Şayet klasik eğitimimi tamamlayıp bir diploma sahibi olsaydım, mesleğimi yapar edebiyatçı olmazdım. Veya yine hikaye ve roman yazardım. Ama konularım çevremin farklılığı dolayısıyla bugün yazdıklarım gibi olmazdı. Bulunduğum sosyal çevreyi hoşnut edecek daha değişik konularda kitaplar yazardım. Fakat bugün sıkıntı çeken insanlardan biriyim. Onların hayatını ben de yaşıyorum. Yaşadıklarım, gördüklerim karşısında halkın sorunlarını konu alan eserler kaleme aldım. Ve hâlâ yazmaya devam ediyorum.” Halkın sorunlarını içeriden yaşayan biri olarak gerçek veya olması ihtimal dahilinde yaşamları, sorunları yılmadan yazan mücadeleci bir yaşamın önemli bir aktörü olmuştur.

Geçmişte gazetelerde romanlar tefrika edilirdi. Neredeyse günlük olarak da yazılırdı. Bu durum romanlarına nasıl yansımıştır?

Gazetelere çok çabuk yazması gerekiyordu. Tefrika bittikten sonra kontrollerini yaparak kitap olarak basılmasına izin veriyordu. Ama yine de içinde kitabın tam oturmadığına dair huzursuzlukları vardı ki, bildiğim bazı eserlerinin ikinci baskısında tekrar elden geçirip kitabı istediği forma getirmek için uğraş veriyordu. Hatta bir röportajında zamandan şikayet eder. İstediği gibi bir zaman dilimi olsa, evin ihtiyaçlarını düşünmediği giderlerini planladığı zamanı olsaydı bilhassa romanlarını tekrar elden geçirip yazacağını söylemiştir. Ekonomik darboğaz onun istediği gibi rahat rahat yazmasına fırsat vermemiştir. Müzede bulunan Vukuat Var romanının orjinal metninde Orhan Kemal’in düzeltmelerini görmek mümkündür.

Orhan Kemal, bir yazar olarak gözlemlerini, yaşadıklarını, gördüklerini yazdı. Ülkemizde çok sevildi okundu. Kitapları pek çok dile çevrildi, yabancı okurların da beğenisini kazandı. Bu durumu nasıl açıklarsınız?

Okuru kandırmadı. Yalan yazmadı. Samimiydi. Hümanist, devrimci ve mücadeleci bir insandı. Onun çektiklerini, ona çektirilenleri bir başkası kaldıramayabilirdi. Ona yapılan teklifleri daima reddetti. Halk için halkla birlikte yaşadı. Onların dertleri sıkıntıları kendi derdi ve sıkıntısı oldu. Ümidini hiç yitirmedi. Eserlerinde bunu vurguladı. Bunlardan dolayı edebiyatı merhametli, vicdanlı oldu. Herkesi sevdi. Dr. Oğuzhan Bilgin şunları söylemektedir, “Orhan Kemal kendisi de bizzat işçi olduğu ve bu tecrübeyle edebiyatını oluşturduğu, emek sürecinin ve üretim ilişkilerindeki konumunun içinden edebiyatını inşa ederek geldiği için çok özgün bir figürdür. Bu onu zaman içinde gelişen anlamıyla ‘işçi sınıfının organik aydını’ yapmaktadır. Bu özelliği neticesinde Türk romanında sınıfla, emekle kurulmuş ilk ve en büyük bağı teşkil etmektedir.”

İlginçtir, okur Orhan Kemal’in en “kötü” karakterinden bile nefret edemez. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

İnsan sevgisinin eserlerinde vurgulanmasına.

Edebiyat dünyamızda ara ara, yazar yalnızca yapıtıyla mı, kişiliğiyle birlikte mi değerlendirilmeli konusu gündeme gelir. Orhan Kemal’i yalnızca kitaplarıyla değil, yaşamı ve kişiliğiyle de birlikte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Ne dersiniz?

Yaratıcı sanatçılar en uç noktalarda yaşarlar ve üretirler. Yaşamları ve ürettikleri arasında her zaman bir paralellik olmayabilir. Sanatçı dediğiniz kişi hassas bir özelliğe sahiptir. Herkesten daha çok duyarlıdır. Yarattıkları kadar yaptıkları da insanı şaşırtabilir. Bu sizin sanatçıya hangi açıdan baktığınızla da ilgilidir. Sanatına mı önem veriyorsunuz yoksa yaşamına mı? Sanırım bu henüz çözülmeyen bir problemdir. Orhan Kemal’in yarattığı eserler yaşamından da kesitler taşır. Ne yaşamışsa neyi anlatmak istiyorsa, bunların hepsinin sentezi ve estetiği eserlerini meydana getirmiştir ki, okurları aldatmadığı için herkes kendini bu eserlerin içinde bulmaktadır. Mükemmel insan olmadığı gibi mükemmel örnek gösterilecek sanatçıyı da aramak boşunadır.


ORHAN KEMAL, NÂZIM HİKMET VE AHMED ARİF ANILIYOR

*TÜRKİYE Yazarlar Sendikası, Orhan Kemal, Nâzım Hikmet ve Ahmed Arif anısına çevrim içi söyleşiler düzenleyecek. “Haziranda Ölmek Zor” başlığıyla zoom üzerinden yapılacak etkinlikler bugün Tahir Şilkan’ın “Emekçilerin Yazarı Orhan Kemal” söyleşisiyle başlayacak.  3 Haziran’da Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner “TYS ve Nâzım Hikmet”, 4 Haziran’da ise Şeyhmus Diken “30. Ölüm Yıl Dönümünde Ahmet Arif” başlıklı söyleşileri gerçekleştirecek.  Tüm söyleşiler saat 20.00’de başlayacak.

*Orhan Kemal’in okurları ve sevenleri bugün saat 11.00’de Cibali tramvay durağında bir araya gelecek. Usta yazarın uzun yıllar yaşadığı ve öykülerine konu olan Cibali’deki tramvay durağının isminin Orhan Kemal durağı olarak değiştirilmesi talep edilecek.

*Ataşehir Belediyesi, Orhan Kemal’i anıyor. Kadir İncesu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide Orhan Kemal Müzesi Kurucusu Işık Öğütçü Orhan Kemal’in dergi ile gazete sayfalarında kalan öykü, roman, senaryo, günlük ve şiirlerinin kitaplaşma sürecini, romanlarında dikkat çeken ‘usta’ları, babasının Bursa Cezaevinde 3.5 yıl birlikte kaldığı ustası Nâzım Hikmet’i anlattı. Söyleşiyi Ataşehir Kültür YouTube kanalından bugün saat 17.00’den itibaren izleyebilirsiniz. (KÜLTÜR SERVİSİ)


NÂZIM HİKMET VE ORHAN KEMAL AYNI RESİMDE

RESSAM Haydar Özay, 3.5 yıl boyunca Bursa Cezaevinde aynı koğuşu paylaşan Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal’i aynı tabloda bir araya getirdi. Özay, Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal’i eski cumbalı evler, gecekondular gramofon, lamba, kedi, kitaplar, deniz, martılar, Unkapanı Köprüsü ve Bozdoğan Kemeri gibi ayrıntıların olduğu bir İstanbul manzarası önünde resmetti.  Özay, tablosunda özellikle Orhan Kemal’in yaşadığı ve kitaplarına da yansıyan Küçükpazar, Cibali, Balat gibi semtlere de dikkat çekiyor. Tablo hakkında açıklama yapan Ressam Haydar Özay “Nâzım Hikmet rüzgarda salınan bir söğüt ağacının dallarıyla birlikte bir hatıra olarak giriyor resme sanki. Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’in kitaplarına ve ona olan sevgisini gösteriyor, bir karanfil uzatıyor. Orhan Kemal dört tane kitap tutuyor, iki cildin yanında Orhan Kemal yazıyor. Bu ciltlerden birisinin bize görünen yüzünde el yazısıyla yazılmış gibi ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ yazısı dikkat çekiyor. Diğer kitabın ‘Gurbet Kuşları’ olduğunu düşündüm. Yine bu kitapların altında 3.5 yıl ve ölümsüzlük işareti. Nâzım’la ilgili hapishane anılarını anlatan, Orhan Kemal’in 1965’te yayımladığı ‘Nâzım Hikmet’le 3.5 Yıl’ isimli anı kitabı. 2 Haziran 1970’i ve 3 Haziran 1963’ü beraber hatırlayan mütevazı bir başlangıç saydığım bu ilk Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet resmim, umarım yeni resimlerle devam eder, bir sergiye, sergilere ve bir kitaba doğru ilerler” ifadelerini kullandı. (KÜLTÜR SERVİSİ)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
mobil uygulama geliştirme firmaları erkek giyim fethiye escort çanakkale escort smm panel instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al